KURSUMUZ HAKKINDA GAZETE VE HABER SİTELERİNDE ÇIKAN RÖPROTAJ
Nereden çıktı bu kurs ?
Türkiye'de yabancı dil öğrenmenin önemi mâlûm. Bu, özellikle de dünyanın ortak dili haline gelmiş ya da getirilmiş İngilizce için bilhassa geçerli. Herhangi bir şehirde bir caddede yol boyu yürüdüğümüzü düşünelim; İngilizce kursu veren bir dersane ve İngilizce eğitim kitapları olan bir kitabevi muhakkak karşımıza çıkıyor.
Fakat, ister kabul edelim ister red, bu dili öğrenmedeki başarı(sızlığı)mız ortada. Okullarda en fazla öğretilen, kurslarda da en fazla talep gören dil, İngilizce; en çok para da, İngilizce öğrenimine akıtılıyor. Ama, şunu dememiz pekâlâ mümkün: Türkiye'de gerek Milli Eğitim gerekse özel sektör ve bireyler bazında, İngilizce 'en çok para ve zaman harcanıp en az karşılığı alınan' bir eğitim-öğretim konusu.
Bunda, elbette Türkçe ile İngilizce arasındaki linguistik ve semantik farklılıkların da etkisini göz ardı edemeyiz. Zaten doğru bir algoritmik yapının eksikliğinde hazırlanan çeviri programlarının en basit cümlelerde bile nasıl çuvalladığını hepimiz biliyoruz. Google'ın yeni başlayan Türkçe çeviri hizmetini deneyin, bunu hemencecik görebilirsiniz.
Lakin, unutmayalım, harikalar asrında yaşıyoruz. Kadim zamanların bir bilgesinin, mesela bir İbn Sina'nın hayaline bile yerleştiremeyeceği öyle âletler var ki, bugün bir ilkokul çocuğu onu elinde oyuncak diye oynuyor. Yahut bilgiye ulaşma biçiminin, elli yıl önceki durumuyla bugünü karşılaştırdığınızda bile, nasıl muazzam bir hız farkına ulaştığımızı rahatlıkla kıyas edebiliriz. Bu, eğitim modelleri için de böyle. Ki şimdi bahsedeceğimiz haber bunun en net örneklerinden biri.
Farkı ne bu kursun?
Kursun diğerlerinden farkı ise, yalnızca 6 ay sürmesi. Hiç İngilizce'yi bilmeyen öğrenciler haftada yalnızca 4 saatlik bir eğitimle (ve yanı sıra hafta boyu yapacakları ödevlerle) 6 ayda okuma, anlama yazma ve konuşma düzeyinde ciddi bir seviyeye geliyorlar. Nitekim, kursun öğretmeni tarafından, bu 6 aylık kurs sonunda KPDS'den 70 ve üstü, TOEFL'dan ise 300 tam puan üzerinden 215 ve üstü puan alma garantisi veriliyor.
Buna başta inanmak oldukça güç görünse de, kendi geliştirdiği yöntemle bu hızlı başarıyı gerçekleştiren İngilizce eğitmeni Mustafa Bey, geliştirdiği yönteme olan güvenini göstermek üzere bir taahhütname veriyor. Bu süreçte, kursa başlarken öğrenci ile öğretmen birlikte notere gidiyorlar ve İngilizce eğitmeni Mustafa Bey bir taahhütname imzalıyor. Taahhütnameye göre, kurs sonunda vaad edilen puanlar alınmazsa, noter masraflarıyla birlikte kurs ücretinin öğrenciye geri ödenmesi gerekiyor.
Biraz aldatmacalı bir şey gibi görünmüyor mu?
Mustafa Bey, bugüne kadar doğup büyüdüğü Eskişehir'de ve İstanbul'da 2500'ün üzerinde öğrenciye bu şekilde İngilizce öğretmiş; ama tek bir öğrenciye dahi ücretini geri ödemek zorunda kalmamış. Zira, bütün öğrenciler 6 aylık bu kurs sonunda vaad edilen başarıyı elde etmişler.
Kimdir kursun hocası?
Bu metodun sahibi Mustafa Bey, 20 yıldır mütercimlikle uğraşan bir isim. Formel eğitimini ODTÜ Matematik Bölümünde tamamlayan Mustafa Bey, iki yıl da Ankara Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı Bölümünde eğitim görmüş. Bugüne kadar kamu ve özel sektör kurumları için 20'den fazla branş üzerinde 200.000 sayfadan fazla çevirisi mevcut. Türkiye'deki tek tıbbî İngilizce müfredatına da sahip ve tanınmış tıp fakültelerinden öğretim üyelerine tıbbî İngilizce dersleri veriyor.
Deneyimi fazlasıyla var yani?
Evet, mesela Mustafa Beyin günlük çeviri hızı ise, duyanları şaşırtacak boyutta. Günde 200-250 sayfa çeviri yapan hocamız, bu hıza bu İngilizce müfredatını keşfettikten sonra ulaştığını söylüyor ve ekliyor: “Elbette hemen ulaşabildiğim bir çeviri hızı değil bu. Ardında 20 yıl ve 200.000 sayfanın üzerinde bir çeviri geçmişi var.”
Mustafa Bey’ in bulup geliştirdiği bu yeni yöntemle gerçekleşen İngilizce kursunda, elbette bir mucize gerçekleşiyor, yahut benzerini yalnızca bilim-kurgu filmlerinde görebileceğimiz türden, bilgi çip yahut bilgi şırınga edilerek öğrenciye aktarılıyor değil. Sistem, haftada 4 saatlik eğitim esnasında kursta öğretileni hafta boyu tekrarlamak ve o dersin raporunu bir sonraki hafta getirmek şeklinde işliyor. Toplam 100 saatlik bu İngilizce müfredatın belli bir saatinden sonra, 20'nin üzerinde branşta literatür taraması yaptırılarak öğrencinin 80.000 ile 100.000 civarında İngilizce kelimeye aşina olması sağlanıyor. Sınavlarda geçme notu ise, 100 puan üzerinden 85. Zaten İngilizce'nin tüm yapısal ve altyapısal özelliklerini 20 farklı branşta 100.000 kelime ve terim içeren okuma metinleriyle birlikte 85 ortalamayla bitiren bir talebe için KPDS, TOEFL veya İngilizce yeterlilik sınavı (Proficiency) tarzı sınavlar çok kolaylaşıyor.
Zorlananlar çıkmaz mı ki?
Mustafa Bey öğrencilerin kurs öncesi ve sonrası durumlarını anlatırken şunları söylüyor: “Kursa ilk geldiklerinde kocaman bir soru işaretiyle geliyorlar. Lakin, tabir yerindeyse, İngilizce'nin İ'sinden haberi olmayan arkadaşlar sadece ilk 7 saat sonunda örneğin 'Malî tabloların göstergeleriyle ilgili bulguların enflasyon endikatörü üzerindeki etkileri...' yahut 'Uzun insanlık tarihindeki bu gelişmelerin sonuçlarıyla ilgili araştırmalardaki hatalar' vs. şeklindeki cümle parçacıklarını; yalnızca 3 saat sonra da bu cümle parçacıklarından oluşan cümleleri kurmaya başladıklarında, soru ve tereddütleri heyecan ve gayrete dönüşüyor. Aralarında yıllarca bu dili öğrenme teşebbüsünde bulunanlar da oluyor; ve onlar, hiç İngilizce'yle uğraşmamış kişilerin kısa sürede hangi noktalara geldiklerini gördüklerinde, biz yıllarca boşuna mı bu kadar çaba sarfettik demekten kendilerini alamıyorlar.”
Mustafa Bey, şöyle bir hatırasını anlatıyor: “Bir öğrencim vardı. Geldiğinde birkaç kelamdan sonra masama vurdu ve 'Hocam şu tahtaya İngilizce'yi öğretirsiniz, ama bana asla' demişti. Kurs programı sonunda KPDS'de 75 üzeri bir puan aldı. Böyle çok örneklerle karşılaştım. Aslında Türkiye'de İngilizce öğrenmek gözde çok büyütülen bir mesele. Benim kursuma katılanların en büyük itirafı, İngilizce öğrenmenin öyle gözlerde büyütülecek kadar zor olmadığını söylemek oluyor. Benim tesbit ettiğim ve patenti yalnızca bana ait olan 21 nokta var. Biz Türklerin önündeki en büyük engel bunlar. İşte bu metod, bu engelleri kolaylıkla aşmanızı sağlıyor.”
Kısacası, İngilizce'yi öğrenme hedefi olan herkesin önüne açılmış büyük bir imkân olarak duran bu metodun daha geniş kitlelerde makes bulması Mustafa Bey’ in en büyük hedeflerinden. Bu müfredatın Milli Eğitim okulları ve üniversite hazırlık bölümlerine yerleştirilmesinin ise, ülke açısından ne büyük önem arzettiğini söylemeye bile gerek yok sanırım.
Elbette kıymetini bilenler için...